Samet Bayrakcı, BengüTürk TV’de Teknoloji ve Gelecek Programında Dijital Dönüşüm ve Bilişim Sektörünü Konuştu

tarafından
286
Samet Bayrakcı, BengüTürk TV’de Teknoloji ve Gelecek Programında Dijital Dönüşüm ve Bilişim Sektörünü Konuştu

BENGÜTÜRK TV Teknoloji ve Gelecek Programı’nda Salgının Gizli Kahramanları Olan Bilişimciler Konuşuldu

salgin-kahramanlari

Programın altıncı bölümünde, salgının gizli kahramanları olan bilişimciler masaya yatırıldı. Programın konukları Global Bilişim Derneği (BİDER) Yönetim Kurulu Üyesi Samet Bayrakcı , T.C. Sağlık Bakanlığı Sağlık Bilgi Sistemleri Genel Müdürlüğü Ulusal Projeler Koordinatörü Yasin Yarbay ve BİLİŞİM GRUBU Üyesi Arzu Tufan oldu.

Teknoloji ve Gelecek programı yapımcısı ve moderatörü Şenol Vatansever tarafından Samet Bayrakcıya yöneltilen ”Bilişim Teknolojilerinin ve çalışanlarının salgın dönemine etkileri nelerdir? Bilişim sektörünün ülkemizdeki ve gelecekteki yerini nasıl görüyorsunuz?” sorusuna Bayrakcı şu şekilde cevap verdi ;

Bilişim sektörü, son yıllarda temel ve stratejik bir sektör olarak kabul edilmektedir.

Dijital dünya” dediğimiz ileri teknoloji araçlar insan hayatında her geçen gün daha fazla yer almaktadır. Teknolojinin hayatımızdaki yeri ve önemi artık inkar edilemez bir gerçeklik kazanmış durumdadır.

Salgın sürecinde uygulanan karantina günlerinde uzaktan çalışma ve eğitimin dışında insanlar yaşamlarını sürdürme noktasında ihtiyaçlarını e-ticaret-alışveriş bankacılık, kamusal süreçleri vb. işlemlerini dijital enstrümanlarla(Araçlarla) karşılamışlardır.

Karantina koşulları başladığı günden bu yana evden çalışma, uzaktan eğitim, e-ticaret ve iletişim gibi etkinliklerin tümü en az sorunla yürütülebiliyorsa bu bilişim sektörünün çalışanlarının ve firmaların sayesinde olmuştur. Bu sebepten dolayı bilişim çalışanlarının salgın süreçlerindeki emekleri ve katkıları asla azımsanmayacak seviyede olmuştur. Bundan ötürü derneğimiz ve şahsım adına bu süreçte özel şirketlerinde olsun, kamu yararına çalışan kurumlarda olsun  ülkemizde herhangi bir kurumda IT adına destek veren tüm çalışanlara şükranlarımı sunuyorum.

Bilişim sektörünün geleceğine ben ”Gelecek Teknolojidedir” diyerek özetlemek istiyorum. Bakın salgın ile birlikte 2020 yılında resmi açıklama sonrası IT şirketlerinin ortalama olarak %20 oranında büyüme gösterdiği görülmektedir. Burada kimi şirket faaliyet alınan göre %4 büyüme sağlarken kimi şirket %85 büyüme sağlamıştır. Böyle bir kriz anında birçok sektör sendeye uğramış yıllık bazda küçülmeye giderken bilişim sektöründeki bu büyüme göz ardı edilmemelidir ve yatırımların arttırılması gerekmektedir.

Bakın geçtiğimiz yıllarda 8 milyar Dolar seviyesinde bir Bilgi Teknolojileri pazar payından, teknoloji harcamasından bahsedilmektedir. Üstelik bu rakamların %74 ü donanım harcamaları %11 yazılım ve 15’i hizmet olarak paylaşılmıştır. Bugün neredeyse Almanya ile aynı nüfus popülasyonuna sahibiz, Almanyada bu harcamalar, yatırımlar 109 Milyar dolar civarlarında yani bizde kısa vadede bu rakamımızı en az 15-20 milyar dolar civarına çıkartmamız gerekiyor. Bilişim sektörünün önemini hiç beklenmedik bir anda kapımızı çalan salgın sayesinde gördüğümüzü düşünüyorum. Yani şunu demek istiyorum ki elimdeki verilerden görüldüğü üzere Bilişim sektörü sadece ülkemiz adına değil tartışmasız birçok ülke geleceği için önemli bir sektördür. Bunu birçok ülke fark etmiş ve bu alanda yatırımlarını arttırmıştır. Bizlerde ülkemiz adına bunun böyle olmasını umuyoruz.

Tabi burada sadece teknoloji yatırımı yetmeyecektir. Kalifiye personel noktasında da ülkemizin alması gereken daha çok yol vardır. Türkiye’de 16-74 yaş aralığındaki bireylerin yalnızca %34’ünün temel düzeyde ya da temel düzeyin üzerinde dijital becerileri varken, Avrupa Birliği ortalaması %57’dir.

Bayrakcı programın devam eden bölümünde kendine yöneltilen ”Salgın Süreci Kurumların ve Bireylerin Teknoloji Kullanımını Ne Yönde Etkiledi?  Salgın etkisiyle kurumlarda ki Dijital dönüşüm hızlandı mı?”  sorusuna cevabını şu şekilde verdi;

”Öncelikle bireyler bazında değerlendirmem gerekirse tabiki herkesin bildiği üzere salgın sürecinde teknoloji kullanımı ülkemizde bir hayli arttı. Türkiye’nin internet kullanım istatistiklerine bakarsak, Türkiye’de internet kullanıcısı sayısının 62,7 milyon kişiye ulaştığını ve bu sayının nüfusun yüzde 75,3’üne denk geldiğini görülmüştür. Türkiye’de 55 milyon sosyal medya kullanıcısı bulunuyor. Bu sayı toplam nüfusunda %65’ine denk geliyor.

Türkiye 16-64 yaş arası grubun sosyal medyada geçirdiği süre açısından 46 ülke arasında 15’inci sırada yer alıyor.

Facebook, Twitter gibi sosyal medyalarda en çok kullanıcısı olan ilk 10 ülke arasındayız.

Uluslararası yapılan bir araştırmanın sonuçlara göre, dünya çapında COVID-19 salgını sürecinde evde medya tüketimi incelendiğinde bu süreçte bireylerin %67’sinin daha fazla haber yayını izlediğini, %45’inin mesajlaşma servislerine daha uzun süre harcadığını, %44’ünün sosyal medyada daha uzun süre harcadığını ve %36’sının bilgisayar / video oyunlarında daha fazla zaman harcadığı bildirmiştir.

“Salgın öncesi 4 saat civarında olan teknoloji kullanımları bugün 8 saati aştı. Bu kullanım verileri ile 42 ülke arasında ülkemiz  12. sırada yer alıyor. Türkiye’de gençlerin yüzde 20’si, bu bağımlılığın tehdidi altında. Türkiye’de yaklaşık 3 milyon kişinin teknoloji bağımlısı olduğu öngörülüyor. Her bağımlılık başka bir bağımlılığın tetikleyicisi, teknolojiyi amacına uygun kullanmalıyız.

Yapılan bir araştırmada günlük medya kullanım süresinin artışı ile psikolojik sıkıntı ve depresyonun arttığı görülmüştür. COVID-19 salgın sürecinde katılımcıların %46,8’inin internet bağımlılığının arttığı bildirilmiştir.

Verilerine göre, Türkiye’de 16-64 yaş arasındaki kullanıcıların yüzde 93’ü internette video izliyor, yüzde 72’si müzik dinliyor, yüzde 45’i vlog izliyor, yüzde 43’ü radyo, yüzde 30’u ise podcast dinliyor.

Salgın döneminde de dijital dönüşüm yatırımlarını yapmış olan kurumların süreci daha kolay yönetebildiğine şahit olduk. Önümüzdeki dönemde de dijitalleşen şirketlerin devri olacak.

Bakın yapılan bir araştırmada salgın sonrası şirketlerin %75 oranında dijital dönüşümü yaygınlaştıracağını söylediği görülmektedir. Salgın sonrası şirket stratejilerine bakıldığında ilk 9 da yer alan 7 stratejinin direk teknoloji ile alakalı olduğunu görmekteyiz.

Dijital Dönüşümün kurumlarda hızlanması gerekmektedir. Bakın bir örnek vereyim dünyanın birçok yerinde faaliyet gösteren Çin merkezli bir şirket, üretim hattı esnekliği ve Endüstri 4.0 tecrübesi ile pazarın hızlı bir şekilde değişen taleplerine aynı hızla cevap vermiş ve bazı hatlarında tek kullanımlık yüz maskeleri üretimine başlamıştır. Bu maskeler, dünya çapında piyasaya sunulmuş ve şirket tarihinin en yüksek cirosunu yapmıştır. Burada büyük bir kriz karşısında bunu teknoloji ile nasış avantaja çevirdiğine şahit oluyoruz.” dedi.

Bayrakcı sağlık alanında kendine yönlendirilmiş olan ”Sağlık ve Teknolojiyi birbirinden ayrı tutmak mümkün müdür? Covid 19 salgını döneminde sağlık teknolojilerinin önemi nedir? Sağlık alanında bizleri bekleyen teknolojik gelişmeler nelerdir?” sorusu ile birlikte sağlık alanında merak edilen birçok teknolojiye değinerek cevaplarını verdi.

Bayrakcı; ”Sağlık sektörü teknolojik gelişmelerden biraz daha uzak ve geride kalmış bir sektör algısı oluşmuş durumdadır. Ancak bunu kesinlikle yanlış buluyorum. Hem ülkemizde hemde globalde sağlık teknolojileri çok gelişmiş durumdadır.

Sağlık ve teknolojiyi birbirinden ayrı tutmak mümkün olmadığı gibi doğru değildir. İleri teknoloji araçları ne kadar gelişirse sağlık sektörü o kadar ilerleyecektir. Yapay zeka, büyük veri – big data gibi yeni nesil teknolojiler sundukları avantajlarla, halk sağlığı sorunlarına yanıt vermede önemli rol oynamaktadır.

Bakın geçen günlerde Sayın Bakan Fahrettin Koca’nın açıklamış olduğu Teletıp kavram hayatımıza girdi. Teletıp; kelime anlamıyla mesafeden bağımsız olarak sağlık hizmeti sunumunun bilgi iletişim teknolojileri kullanılarak gerçekleştirilmesi anlamına gelir. Radyolojik görüntülere 7/24 ulaşılabilmesi, raporlanabilmesi ve yorumlanabilmesini sağlamaktadır.

Dünyada salgın sürecinde ülkeler, özellikle sağlık alanında yeni nesil teknolojilerle donatılmış dijital araçlar ile vatandaşların yaşamlarını sağlıklı sürdürme, salgının seyrine ilişkin doğru ve en güncel bilgiye zamanında ulaşmalarını sağlayacak çalışmaları başarıyla sürdürmekteler.

Bakın ülkeler bazında bazı örnekler vermek gerekirse;

Akıllı Ses Tarama Sistemleri

Yapay zeka, bulut ve blockchain teknolojisi ile COVID-19 salgın kontrolünü sağlamak ve yayılımı önlemek amacıyla akıllı ses tarama sistemi geliştirmiştir. Aynı anda çalışan 3.000 adet AI robotu kapasitesine sahip olan «Akıllı Ses Tarama Sistemi» 580.000’den fazla tarama gerçekleştirmiş ve takip için 1.600’den fazla şüpheli vakayı başarıyla tespit etmiştir. Çağrı merkezinde her bir operatör günlük maksimum 300 arama yapabilirken, her bir robot 500 otomatik arama yapabilmekte ve günlük toplam 1,5 milyon tarama gerçekleştirilebilmektedir. Aramalar sonucunda, vücut sıcaklığı ve semptomlar sınıflandırılarak ilgili kurumlara raporlama sağlanmaktadır.

Akıllı Görüntü Okuma Sistemleri

Bazı bölgelerde yeterli sayıda radyolog bulunmaması sorun yaratabilmektedir. Bu boşluğu doldurmak üzere, 1.500’den fazla sağlık kurumunda 5000’in üzerinde hastaya hizmet veren «Akıllı Görüntülü Okuma Sistemi» kullanılmaya başlanmıştır. Yapay zeka teknolojisi sayesinde, CT görüntülerinin(Halk arasında tomografi) ve ilgili değişimin yorumlanması ile 15 saniye içinde analiz sonuçları üretilmekte olup %90’ın üzerinde bir doğruluk payı ile hastalıkların erken tespit edilmesi ve gelişimin takip edilmesi sağlanmıştır.

5G Devriye Robotları

Robotic üretim yapan bir firma tarafından IoT, AI, bulut bilişim ve büyük veri teknolojileri entegre edilerek üretilen 5G devriye robotları, çevresel ve davranışsal algılama, dinamik karar verme, otonom hareket kontrolü ile vücut sıcaklığının temassız ve güvenilir bir şekilde ölçülmesini sağlayarak metro ve tren istasyonları, havaalanları ve alışveriş merkezleri gibi insan yoğunluğunun ve hareket kabiliyetinin yüksek olduğu noktalarda kullanılmaktadır.

Drone Teknolojisi

Drone’lar da, 5G Devriye Robotları gibi, vatandaşları maske takmaları konusunda uyarmaktadır. Drone’lar ayrıca, geniş alanlara dezenfektan püskürtmekte ve termal kameralar yardımıyla insanların vücut sıcaklıklarını ölçmekte kullanılmaktadır.Virüse maruz kalmayı azaltmak için hastaneler arası tıbbi ürünlerin drone ile taşınmasını sağlamaktadır.

Gelecekte bizi bekleyen sağlık teknolojilerine değinirsek  Nano teknolojiler, mikroçiplerden bahsediliyor. Sağlık alanında bu mikroçiplerin denemesi şu an İsveçte 5000 kişi üzerinde gerçekleştirilmektedir. 1 nanometre 1 metrenin 6 milyarda 1’i dir. Bir toplu iğne başına 100 bin hücre yerleştirilebiliyor. İsveçte insan vücuduna yerleştirilen bu çipler sayesinde insanlar almış oldukları kalori, yakmış oldukları kalori, nabzı ölçümleri, günlük aktivitelerini takip ederek bir rapor hazırlanmasına yardımcı oluyor. İnsanların daha sağlıklı yaşayarak ortalama yaşam ömürlerinin uzatılması planlanmaktadır.” diyerek sözlerine devam etti.

Programın son kısmında bilişim sektörü ve bilişim çalışanlarınada salgın sürecinde göstermiş oldukları özveri sebebi ile şükranlarını sunarak tamamladı.

Programın tamamını YouTube üzerinden https://www.youtube.com/watch?v=dhMgelXT78s linkine tıklayarak veya www.TeknolojiVeGelecek.com adresinden ulaşabilirsiniz.

 

Ayrıca program ile ilgili detaylar her hafta canlı yayın esnasında Twitter sosyal medya hesaplarından BİDER ( https://twitter.com/BilisimDernegiO), Samet BAYRAKCI (https://twitter.com/BayrakciSamet) ve Dijital Biz (https://twitter.com/DijitalBiz) anlık olarak takip edebilirsiniz.